DOLAR 17,9140 -0.05%
EURO 18,3330 0.24%
ALTIN 1.016,930,48
BITCOIN 4374431,80%
Adıyaman
35°

AÇIK

20:30

AKŞAM'A KALAN SÜRE

 “Eğitim Bir Sen, Eğitime Bakış 2018 Raporunu Açıkladı”

 “Eğitim Bir Sen, Eğitime Bakış 2018 Raporunu Açıkladı”

ABONE OL
25 Aralık 2018 18:54
 “Eğitim Bir Sen, Eğitime Bakış 2018 Raporunu Açıkladı”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Eğitim Bir Sen Eğitime Bakış 2018 Raporunu açıkladı. Rapor hakkında açıklamalarda bulunan Eğitim Bir Sen Adıyaman Şube Başkanı ve Memur Sen İl Temsilcisi Ali Deniz, “eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolunun yetkili sendikası ve sivil toplum örgütü olmanın yüklediği sorumluluğun bir sonucu olarak, eğitim sistemine ilişkin izleme ve değerlendirme raporları hazırlıyoruz. Bu çerçevede, 2016 yılından itibaren Millî Eğitim’i, 2017’den itibaren de yükseköğretim sistemini kapsamlı bir şekilde inceleyen Eğitime Bakış ve Yükseköğretime Bakış raporlarını yayınlamaya başladık. Şimdi Eğitime Bakış 2018: İzleme ve Değerlendirme Raporu’muzu kamuoyu ile paylaşıyoruz” dedi.

egitim bir sen egiti 0ba83726a72e724d3d16

“Eğitim-Bir-Sen’in eğitim alanında yaptığı analizlerin, raporların, odak analizlerin temel motivasyonu, bugünümüzü doğru resmetmek, yarınımıza dair doğru projeksiyonu oluşturmaktır. Bu anlamda aldığımız her takdiri de tenkidi de kıymetli buluyoruz” ifadelerini kullanan Deniz, “ biz, ülkemizin en önemli kaynağı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin daha nitelikli bir eğitime kavuşabilmesinin yolunun ortak aklın ürünü çalışmalardan geçtiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

 

Açıklamada “Raporda sadece durum tespiti yapılmamış, yeni politika geliştirilmesi ve öncelenmesi gereken alanları belirtmiş ve göstergelerdeki tartışmalardan hareket ederek, eğitim sisteminin iyileştirilmesi için politika önerileri geliştirmiştir” ifadelerine yer veren Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Öğretmen atama, yer değiştirme ve kadro sorunu”

 

Mevcut atama ve yer değiştirme usulleri, Türkiye’deki bölgeler ve iller arasındaki farkları azaltmak yerine daha da artırma yönünde işlev görmektedir. Öğretmenlerin bölgelere ve illere daha dengeli bir şekilde dağılımını destekleyecek insan kaynakları politikaları üretilmelidir.

 

“Öğretmenleri şikâyet mekanizması hâline gelen, öğretmenin motivasyonunu tüketen Alo 147’nin kaldırılmasını, öğretmene yönelik performans değerlendirme çabalarının sona erdirilmesini öğretmene güvenen ve öğretmene güven veren hamleler olarak görüyoruz. Sözleşmeli öğretmenlikteki 3+1 değişimini de öğretmenlik mesleğinin saygınlığını artırmaya dönük doğru fakat eksik bir adımdır. Bakanlık, eksik adımı tamamlamalı ve sözleşmeli öğretmen istihdamını sonlandırmalı, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçiş sürecini de ivedilikle başlatmalıdır. Öğretmenler açısından gereksiz bir ehliyet tartışmasına, kamu personel sistemi açısından da adalet duygusunun aşınmasına neden olan öğretmen atamalarındaki mülakat uygulamasına yönelik itirazlarımızı giderecek, tekliflerimizi hayata geçirecek bir hamleyi de olabilecek en kısa sürede bekliyoruz.”

 

“3600 Ek Gösterge”

 

“Son dönemlerde öğretmen odalarının değişmez gündem maddesi hiç kuşkusuz 3600 ek göstergedir. Bir taraftan ne zaman gerçekleşeceği konusundaki merakın, diğer taraftan da gerçekleşmeyeceği noktasında kaygıların artmaya başladığı bir süreci yaşıyoruz. Şimdi, ikinci 100 Günlük İcraat Programı’nda Millî Eğitim Bakanlığı’nın icraat programı arasında yer verildi. Bu hesaba göre Mart ayının sonu gelmeden ek gösterge düzenlemesinin yürürlüğe gireceği anlaşılıyor. Eğitim sisteminin diğer unsurlarını da sevindirmek, kamu personel sisteminde milletimize hizmet eden diğer unvanlardaki kamu görevlilerinin de ek gösterge beklentilerini karşılamak, mağduriyetlerini gidermek gerekiyor.”

 

“Okul Müdürü ve öğretmenlerin yetkileri arttırılmalı”

 

“Türkiye, OECD içerisinde en katı merkeziyetçi eğitim sistemine ve dolayısıyla en güçsüz okul yapısına sahip ülkedir. Türkiye’deki aşırı merkeziyetçi idare anlayışı dolayısıyla okul müdürü ve öğretmenlerin yetkileri oldukça kısıtlanmıştır. Eğitim sisteminde verimliliği artırmak ve daha kaliteli bir eğitim sunabilmek için, okul müdürleri ve öğretmenleri güçlendirecek bir yetki devri reformu yapılmalıdır. Bugüne kadar okul müdürü ve öğretmenini yetkilendirmeyen Türkiye’nin, aynı anlayışı takip ederek, 21. yüzyılın bilgi temelli küresel rekabet ortamında başarılı olması mümkün görünmemektedir.”

 

“Öğretmen arz ve talebi arasındaki uyumsuzluğu giderecek sahici politikalar üretilmelidir”

 

“Halen 400 binler bandında olan KPSS eğitim bilimleri testi aday sayısının önümüzdeki yıllarda 600-800 binlere doğru hızla artacağı dikkate alındığında, öğretmen arz ve talebi arasındaki uyumsuzluğu giderecek sahici politikalar üretilmelidir. Bu çerçevede, YÖK’ün arz ve talep arasındaki uçurumu daha da açan politikaları terk etmesi gereklidir. Zira, bugünden sonra öğretmenliğe kaynaklık teşkil eden hiçbir yükseköğretim programına öğrenci alınmasa dahi, eski mezunlar ve halen üniversitede okuyan adaylar için gerçekçi alternatif kariyer imkanları sağlanmalıdır.”

 

“Okullaşma oranı OECD ortalamasının çok gerisinde”

 

“Okullaşma oranı gerçekleştirilen politikalar olumlu sonuçlar vermekle beraber hala OECD ortalamasının çok gerisinde kalmaktadır. 2017 yılı ilköğretim kademesindeki mevcut derslik ve şube sayıları göz önüne alındığında sadece ilköğretimde ikili eğitime son verebilmek için 27 bin derslik ihtiyacı bulunmaktadır. Yeni okul ve derslik yapımında dezavantajlı bölge ve illere öncelik verilmeli, bölgeler ve iller arası eşitsizliğin azaltılmasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır.”

 

“Yüksek öğretim kontenjanlarında arz talep dengesi zayıf”

 

“AYT ve TYT net ortalamalarına topluca bakıldığında net cevap oranı oldukça düşüktür. Net sayılarındaki düşüklük, Türkiye eğitim sisteminde öğrencilerin temel bilgi ve becerileri öğrenmeden sistemden mezun olduğunu göstermektedir. Yükseköğretime büyük bir talep olduğu halde, yükseköğretim kontenjanlarının boş kalması, arz ve talep arasındaki eşleşmenin zayıf olduğunu ortaya koymaktadır. 2009 yılında üniversite giriş sınavına başvuran adayların %59,9’u bir programa yerleşmiştir. Zaman içerisinde üniversite giriş sınavına başvuran adayların yerleşme oranı azalmış ve 2018 yılında başvuran adayların %36’sı bir programa yerleşmiştir. Son yıllarda izlenen politikalar arz ve talep arasındaki eşleştirmeyi daha da zayıflatmış görünmektedir. Hem ortaöğretim mezunlarının hem de yükseköğretim mezunlarının iş piyasasının taleplerine uygun beceriler kazanmasına yönelik tedbirler alınmalıdır. Genelde lise mezunlarının özelde ise meslek lisesi mezunlarının istihdam imkânlarını artırıcı politikalar geliştirilmelidir.”

 

“Özellikle lisans programlarına ayrılan kontenjanların dörtte birinin boş kalması yükseköğretime yerleştirme sisteminde ciddi bir verimsizliğin olduğunu göstermektedir. Bunun en temel nedeni ise, YÖK’ün katı kontenjan politikalarına ek olarak yükseköğretim sisteminin yeni talepler ve ekonomik değişimlere uyum sağlayamamasıdır. Sistemin daha verimli çalışması ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı için sıralama kotası uygulamasından vazgeçilmelidir.”

 

“Bundan dolayı MEB, ÖSYM ve YÖK net ortalamalarının düşük olmasının nedenleri konusunda araştırmalar yapmalıdır. Buna ilaveten MEB, öğrencilerin temel bilgi ve becerileri elde etmesini sağlayacak etkin telafi mekanizmaları kurmalı ve öğrencilerin temel bilgi ve becerileri elde ettikten sonra sistemden mezun olmalarını sağlamalıdır. Açıköğretim sistemi başarısız öğrencilerin yerleştirildiği bir okul türü olmaktan çıkarılmalı ve yüzyüze eğitim kapasitesini arttırmaya yönelik yatırımlar yapılmalıdır.”

 

“Öğretmen ihtiyacı karşılanmalıdır”

 

“Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci sayılarının OECD ortalamalarına eşit olması için okul öncesinde 19 bin, ilkokulda 52 bin, ortaokulda 70 bin öğretmen ihtiyacı vardır; ortaöğretimde ise Türkiye’nin 11 bin öğretmen fazlası vardır. Özetle, Türkiye’nin OECD ortalamalarında öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına ulaşması için toplamda 130 bin 500 civarında öğretmen açığı vardır. Öte yandan, 2023 Eğitim Vizyonu belgesinde 5 yaş çocukların tamamının okul öncesi eğitim kapsamına alınması hedefi dikkate alındığında, 14 bin ek öğretmen ihtiyacı daha söz konusu olmaktadır. Ders saatlerinde yapılacak değişikliklerin yeni öğretmen ihtiyacı doğurabileceği dikkate alındığında ders çeşidinde ve saatinde pedagojik olarak zorunlu olmadıkça ani ve büyük bir değişikliğe gidilmemelidir. Bunun yerine, uluslararası örneklerle daha uyumlu bir şekilde Türkiye’de okullara ders belirleme konusunda daha fazla esneklik verilmelidir”

 

“İkili eğitim ve taşımalı eğitim ciddi bir sorun”

 

“Türkiye’de son on yılda toplam derslik sayısı %54 oranında, şube sayısı ise %37 oranında artmıştır. Aynı dönemde tüm kademelerdeki öğrenci sayısının artışı ise %16,5 civarındadır. Bu veri, derslik ve şube başına düşen öğrenci sayısı ile ikili eğitim yapan okul sayısının azaldığını göstermesi açısından önemli görülmektedir.”

 

“Özellikle kırsal bölgelerde görece dağınık yerleşim yerlerinde az sayıdaki öğrencinin eğitime erişimi için uygulanan taşımalı eğitim, mevcut haliyle pedagojik birçok sorunu içermektedir. Bu nedenle taşımalı eğitim uygulamasını en aza indirmek için etkin alternatif politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.”

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP