DOLAR 18,0793 -0.01%
EURO 18,2720 -0.09%
ALTIN 1.020,61-0,08
BITCOIN 412454-2,09%
Adıyaman
36°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KARNE; ÇOCUĞUNUZU DAHA İYİ TANIMAK İÇİN BİR FIRSAT…

KARNE; ÇOCUĞUNUZU DAHA İYİ TANIMAK İÇİN BİR FIRSAT…

ABONE OL
21 Ocak 2009 21:26
KARNE; ÇOCUĞUNUZU DAHA İYİ TANIMAK İÇİN BİR FIRSAT…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

abdulkerimisikAdıyaman Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Uzman Psikolojik Danışman Abdülkerim Işık, yaklaşan yarıyıl tatili münasebetiyle veli ve öğrencilere uyarılarda bulundu.

Uzman Psikolojik Danışman Işık, büyük bir heyecan, sevinç ve umutla başlanan eğitim-öğretim yılının 1.döneminin sonuna geldiklerini belirterek, “Yoğun emekler ve tatlı telaşları hep birlikte yaşadık. Hayatımızın her alanında olduğu gibi çabalarımızın ürünü olarak bu süreçte de karnelerimizi tüm toplum olarak alıyoruz. Tatil, tamamen boş ve plansız bir zaman değildir. Dinlenmek enerji depolamak ve farklı etkinliklere zaman ayırmak için bir fırsattır. Başarısızlıklar için önemli bir telafi dönemidir. Çocukların tatilde tamamen başı-boş kalması ilgisiz bir veli ve ilgisiz bir öğrenci tutumudur. Öğrencilerimizin karneleri doğru okunmalı, doğru değerlendirilmeli ve doğru anlaşılmalıdır. Çünkü bu, karnenin işlevi açısından son derece önemlidir. Karne, öğrencinin başarılı ya da başarısız olarak etiketlendiği bir belge değil; öğrencinin bulunduğu eğitim ortamında ondan beklenen bilgi ve beceri alanındaki yeterlilikleri ne derece gösterdiğine ilişkin bir değerlendirmedir. Değerlendirmenin işlevi ise eksiklikleri göstererek gelişmesi için yapılması gerekenler üzerinde yönlendirebilmektir. Bu nedenle karneler sadece çocuk için değil, öğretmen, okul ve aile için de bir yol göstericidir. Çünkü çocuğun gelişimi ile ilgili olan herkes kendisine “bu yetersizlikleri gidermek için ne yapmalıyız?” sorusunu sormalıdır.Hep karnelerin sol tarafındaki derslerin notları ile ilgileniriz ve nedense sağ tarafta yer alan davranış, uyum ve gelişim özellikleri ile ilgili özellikle bireyin geliştirmekte olduğu kişiliği ile ilgili değerlendirmeleri önemsemeyerek çok önemli bir yanlış yaparız.Oysa gelecek hayatında doğru karar verebilmesi, başarılara doğru motive olabilmesi, kendini yönetebilmesi, doğru meslek seçerek başarılı – mutlu olması, ve sosyal uyumu ile ilgili önemli ipuçları hep karnenin sağ tarafından okunabilmektedir.”dedi.

“Ailenin Tutumu ve Yetiştirme Tarzı’da Önemli”

“Ailenin tutumu ve yetiştirme tarzının da çocuğun okul başarısını büyük oranda etkilediği bilinen bir gerçektir.” Diyen Işık, “Aslında bu yönüyle karnedeki bilgilerin sadece çocuğun değil, ailenin de notları olduğuna dikkat edilmelidir. Aile çocuklarıyla sık sık konuşarak karneden önce de başarıyı takip etmeli ve gerektiğinde desteklemelidir. Çocuklarını alacakları karneyle birlikte kabullenmeli. Olumsuz ve beklentilerini karşılamayan karnelere karşı velilerin verecekleri sert ve baskıcı tepkilerinin hiçbir olumlu katkısının olmadığı hatırlanarak; bu tür tepkilerin daha çok aile ile çocuk arasında güven, sevgi ve kabul duvarlarını yükseltmekten başka bir işe yaramadığı unutulmamalıdır. Çocuğun başarı performansı ile kişiliği ve ailenin önemli bir üyesi olduğu duygu-düşünce-algıları birbirine karıştırılmamalıdır. Zayıfı olan öğrencilere, öğretmen gerektiğinde bazı ödevlendirmeler yapmalı ve aileyi bilgilendirmelidir. Peki o zaman; karne başarısı çocuk için hayatta da başarılı olabileceği anlamına mı gelir? Karne başarısı çocuğun öncelikle okuldaki akademik eğitim alanında, yani ileri zamanlardaki eğitimi anlamında başarısına işaret eder. Hayattaki başarısı ise kabaca, yetenekli olduğu alanda meslek sahibi olmak, mesleğinde başarılı olmak, iyi ve uyumlu sosyal ilişkiler kurmak olarak tarif edilebilir. Bununla birlikte okul notları çok iyi olmayan bir çocuk da bazı meslek alanlarında çok başarılı olabilir, iyi bir aile kurabilir ve alanında tanınan biri olabilir.Aileler ve eğitimciler için karneler çocuğu yönlendirmede de önemli bir bilgi kaynağıdır. Çocuklarını kendi yaşantı tarzları ve aile yapılarına uygun ödüllendirmeler yapmak ailelerin unutmamaları gereken önemli bir yaklaşımdır. Ödül de cezada, gerektiği ve yeteri kadar olmalıdır.

 

Kötü karne sonucunda çocuk ve genç birçok olumsuz durumla karşılaşmaktadır. Öncelikli olarak bu durumuna en çok kendisi üzülmektedir. Sevgi yetersizliği, yanlış tutumlar ve ilgisizlik bu süreçte yoğun olarak yaşanan yansımalar. Özellikle teknolojinin ve etkileşimin hayatımıza teklifsiz girişi ile bilgisayar ve internetin birçok boşluğu olumlu-olumsuz doldurması bu süreçte daha dikkatli ve özenli davranmamızı gerektirmektedir. Öğretemediğimiz ya da farkında olamadığımız birçok bilgiyi bu sayede çocuklarımız edinmekte ve çocuklarımızın gayri resmi öğretmeni bilgisayar olmaktadır. Bu ise farklı gelişim dönemindeki çocuk ve gençlerde, beklenmedik davranışların sergilenmesine yol açmaktadır. Anne baba tepkileri ya da içinde bulundukları bu olumsuz duygular nedeniyle çocuk ve gençlerin zaman zaman üzücü yaşantılar geçirdiği de göz ardı edilmemelidir. Amaç üzmek değil daha sağlıklı ve mutlu kılmaktır. Başarısız bir karne getiren öğrenciye dayağa yeltenmek, azarlamak, aşağılamak, tatilden mahrum etmekle tehdit etmek veya başka ceza yöntemlerine başvurmak yerine “Belki şu derslerden daha çok yardıma ihtiyacın var; bu sorunu nasıl çözebiliriz? Ama önce güzel bir tatille yorgunluğunu atmalısın, sonra bunun bir yolunu buluruz” diyerek yaklaşmalı ve uygun bir zamanda derslerdeki başarısızlığı telafi edecek imkânlar arayıp uygulamak daha yapıcı ve akılcı bir yol olacaktır. Çünkü “Hiç Bir Karne Çocuğumuzdan Değerli Değildir”. Ve çocuğumuz hayatı boyunca bir çok karne alarak kendini ve beklentilerimizi değiştirecek, geliştirecektir… Onun bu anlayışa ve fırsatlara kesinlikle ihtiyacı bulunmaktadır.” Dedi.

 

“Her Değerlendirme Eksikleri Gösteren Bir Bilgidir”

 

Velilere de seslenen Uzman Psikolojik Danışman Abdulkerim Işık” Kendi öğrencilik yıllarınızı ve kendi karnelerinizi hatırlayıp, çocuğunuzla empati kurmaya çalışınız. Unutmayın çocuğunuzun karnesi anne-baba olarak sizin için de bir değerlendirmedir ve her değerlendirme eksikleri gösteren bir bilgidir. Ayrıca eğitim sürecinin bazı kademeleri diğerlerinden biraz daha kritik özellikte, zor ve farklıdır. İlköğretime yeni başlamak, 4. sınıfta sosyal, fen, yabancı dil gibi soyut ve zor alanlara giriş yapmak, 6. sınıfta her derste farklı bir öğretmenden ders alarak yıllardır çocuklarla hemhâl olmuş tek öğretmenin ilgi ve şefkatinden mahrum kalmak, SBS gibi yeni bir süreçle tanışmak gibi. Hatta 7. ve 8. sınıfa gelen bir çocuk takriben 12-14 yaşlarındadır. Bu yaşlar insan hayatında ilk zorlanmalı dönem olan ergenliğe geçiş yaşlarıdır. Yani erinlik dönemidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bu ara dönem, çocukta anne-babalar için kaygı verici değişimlerin gözlemlendiği dönemdir. Bu dönemde yaşanan yoğun kimlik bunalımı ve kişilik dalgalanmaları doğal olarak okul başarısını da etkileyecektir. Yeni bir kimlik kazanma ve aileden bağımsızlaşma süreci, çocuğa o döneme değin aktarılan kural ve davranışları bir süre askıya aldırabilir. Bedenen 1-2 yılda gerçekleşen fiziki büyümeyle ruhi gelişim süreci paralellik gösteremez. Sakarlık, dikkatsizlik, umursamazlık, asilik, hırçınlık, alınganlık, dik başlılık, tembellik, duygusal iniş-çıkışlar vs. tümü bu dönemde görülebilen doğal duygu ve davranışlardır. Bu dönemin Anadolu ve Fen Liseleri’ne hazırlık dönemine denk gelmesi onlar için gelişimleri açısından önemli bir dezavantaj olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Lise dönemi çocuğumuz için dünyaya yeniden anlam vererek kendisini bu dünya da konumlandırma gayretinin yoğun yaşandığı ve geleceği ile ilgili önemli kararların verildiği, gerginliğin kolayca filizlendiği bir dönemdir.

 

Tatilin bir dinlenme süreci olduğu düşünülerek öğrencilere fazla ödev verilmemelidir. Tatil dinlenerek, ders ve ödev etkinliklerinin dışında farklı etkinliklerle değerlendirilmelidir. Öğrencilere okuma, hobileri ile daha fazla uğraşma,ailesi ile birlikte sosyal ve kültürel etkinliklere katılması,…gibi vb. önerilerde bulunulmalıdır.” Dedi.

 

“Kendinize Güvenin, Kesinlikle Başaracağınıza İnanın”

 

Uzman Psikolojik Danışman Abdulkerim Işık Öğrencilere de seslenerek “Karne sizin sınavlarla ve okuldaki derslere çalışma alışkanlıklarınızla yansıyan performansınızın göstergesidir; kişiliğinizin değil. Başarılıysanız bunun tadını çıkarın ve eğer performansınızdan memnun değilseniz, çalışma alışkanlığınızı gözden geçirerek, çabanızı arttırmalısınız. Bunun için önümüzdeki zamanlar iyi bir fırsattır. Kendinize güvenin, kesinlikle başaracağınıza inanın.

” dedi.

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP